Kopan Uzulun Yerine Dikilmesi (Replantasyon)

Uzul kopması kişinin hayatı boyunca karşılaşabileceği en önemli travmalardan birisi olup kopan parçanın yerine konulamaması (replantasyon) durumunda ömür boyu sürecek eksikliğin yaşanacağı (kalıcı morbidite yaratan) bir durumdur.

 

Uzul kopması acil cerrahi tedavinin gerektiği bir durumdur. Nasıl ki nefes almadan ancak sınırlı bir süre yaşayabiliriz, dokular da oksijen getiren  yada karbondioksiti  uzaklaştıran kan akımı olmadan ancak belirli süre hayatta kalabilirler. Bu süreler aşıldığında dokularda kalıcı hasar oluşmaya başlar. Süre uzadıkça cerrahi başarı şansı azalır. Belli bir aşamadan sonra ise kan akımı yeniden sağlansa dahi doku hasarı geri dönüşümsüz noktaya ulaştığından organ yada uzul kaybı kaçınılmaz olur. Ameliyata kadar olan sürenin olabildiğince uzatılması amacı ile kopan parçanın serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlı bezlere sarıldıktan sonra su geçirmeyecek torbalara konularak 0-4 derece arasında soğuk ortamda (buzlu su içeren bir kabın içerisinde) hasta ile birlikte gönderilmesi gerekmektedir.

 

Uzul kopmalarında onarılması gereken pek çok yapı vardır. Eşlik eden kemik kırıklarının, tendonların, sinir ve damarların uygun şekilde onarılması gerekir. Bu sebeple replantasyon cerrahisi konunun uzmanı Plastik Cerrah tarafından yapılması gerekir. Amaç sadece kopan parçanın damarlarını onararak kan akımını sağlamak değil kopuk parçanın maksimum fonksiyon görecek şekilde yerine iadesi olmalıdır. Özellikle parmak, el, kol ve bacak replantasyonlarında kan akımının sağlanması kadar duyu ve hareket fonksiyonlarının da restorasyonu önemlidir.

 

Uzul kopmalarında yaralanmanın şekli de replantasyon başarısını etkiler. Giyotin ampütasyonu denilen keskin aletler ile oluşan ampütasyonlarda replantasyon başarısı dokuların ezildiği ve kontrolsüz bir şekilde yırtıldığı ampütasyonlardakinden çok daha yüksektir.

 

Replantasyon yapılıp yapılmayacağı kararı verilirken hekimin göz önünde bulundurması gereken pek çok faktör vardır;

Replantasyon işlemi uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Ampütasyonu olan hastanın travmaya bağlı hayatı tehdit eden başka yaralanmaları da varsa

Kopan parçanın tek bir seviyeden değil pek çok seviyeden damar yaralanmasının olması durumunda

Kişinin ileri yaş, hayatı tehdit eden kronik kalp, böbrek, akciğer gibi organ hastalıklarının olması

Ampütasyonun kişinin kendisi tarafından yapılması (kişinin psikolojik durumunun uygun olmaması)

Kopan ampütatın iskemi zamanın zamanının çok uzun olası.

Replantasyon sonrası yerine konan parçanın fonksiyon görmeyecek olması ve/veya vücutta fonksiyon kayıplarına neden olacak olması

durumlarında replantasyon yapılamayabilir.

 

Vücutta farklı dokuların iskemi (oksijensiz kalma) toleransları farklıdır. Özellikle sinir ve kas dokusu iskemiye çok hassastır. Bu sebeple kopan parça ne kadar çok kas dokusu içerir ise replantasyonun da o denli kısa sürede yapılması gerekir. Diğer taraftan fazla miktarda kas dokusu içeren bir ampütatın (örneğin bacak kopması sonrası kopan bacağın) uzun süre sonra yerine dikilmesi durumunda, kopan parçada biriken toksik maddeler kan akımının sağlanması ile hızla dolaşıma katılarak tüm vücuda yayılacaktır. Bu da kişinde çoklu organ yetmezliğine ve ölüme varan bir sürecin başlamasına neden olabilir. Bu sebeple kimi zaman hekim kopan parçanın büyüklüğüne ve kopmanın üzerinden geçen zamana bakarak hastanın hayatını riske atmamak adına parçayı yerine dikmemek konusunda ısrarcı olabilir.

 

Diğer önemli bir konu da kopan parçanın vücuttaki üstlendiği fonksiyon ve/veya olmaması durumunda vücutta oluşacak fonksiyon kaybının miktarıdır. El ve parmak ampütasyonlarında kişinin mesleği (cerrah, piyanist vs.) ve hangi elinin dominant eli olduğu gibi etkenler önemlidir. Başparmak el fonksiyonu göz önüne alındığında %70 öneme haizdir. Bu sebeple başparmak ampütasyonlarında iskemi zamanına bakılmaksızın replantasyon mutlaka denenmelidir. Oysa elini güç gerektiren işlerde kullanan bir insanda (kazma kürek tutmak, ağır yük taşımak) hareket sağlanamadan yerine dikilen bir beşinci parmak diğer parmakların da kuvvetli kavramasına engel olacağından kişinin işini yapmasına engel olacaktır. Yada elleri ile torna tesviye gibi alet kullanan bir insanda bükemediği bir ikinci parmak kişinin işini yapmasına engel olmakla kalmayıp tekrarlanan yaralanmalara da neden olabilmektedir. Kopan bir bacağın yerine dikilmesi sonrası kişinin tekrar normal hayatına dönmesi seneler sürerken bazen yerine yapılacak protez bir bacak ile hasta çok daha kısa sürede ve fonksiyonel bir kaybı olmadan (baston değneği bile kullanmadan yürüyerek) hayatına dönebilmektedir. Sonuç olarak replantasyon cerrahisi hem üst düzey cerrahi teknik hem de üst düzey sorumluluk gerektiren bir konudur. Cerrahi süreci ve sonrası hasta ile konuşulup karar sürecine hasta da dahil edilmelidir.

 

Ayrıca unutulmamalıdır ki replantasyon cerrahisinde başarı şansı hiçbir zaman yüzde yüz değildir. Her şey doğru zamanda ve doğru şekilde yapılsa dahi sonuç başarısız olabilir. Bu ihtimalden de hasta ameliyata girmeden evvel bilgilendirilmesi gerekir. 

BİR CEVAP YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir